2025 NBA sezonunun ardından adını sadece istatistik tablolarına değil, taraftarların kalbine de kazıyan Alperen Şengün, bu kez parkede attığı sayılarla değil, hayatının en büyük kararlarından biriyle gündeme oturdu. Henüz genç yaşında NBA’de yıldız seviyesine yükselen milli basketbolcu, kariyerinin zirvesine doğru ilerlerken kimsenin beklemediği bir açıklama yaptı. Şengün, ailesinin yıllarca ertelediği hayallerini gerçekleştirmek için sahip olduğu varlıklarının önemli bir bölümünü bağışlama kararı aldığını duyurdu. Bu karar, spor dünyasında sadece bir finansal hamle değil, derin bir vefa ve aidiyet göstergesi olarak yorumlandı.
Houston’daki yoğun sezon temposunun ardından Türkiye’ye dönen Şengün’ün ilk durağı ailesinin evi oldu. Yakın çevresine göre bu ziyaret sıradan bir tatil değildi; genç yıldızın zihninde uzun süredir olgunlaşan bir plan vardı. Çocukluğunda antrenmanlara gidebilmek için ailesinin verdiği fedakârlıkları hiçbir zaman unutmadığını her fırsatta dile getiren Şengün, bu kez sözünü eyleme dönüştürmeye hazırdı.
NBA’deki performansıyla özellikle 2024–2025 sezonunda dikkatleri üzerine çeken Şengün, ribaund ve asist ortalamalarında kariyer rekorlarını kırmış, takımının hücum organizasyonunun merkezine yerleşmişti. ABD basını onun oyun zekâsını ve post oyunlarındaki ustalığını överken, Türkiye’de ise her maçı adeta milli bir heyecanla izleniyordu. Ancak onun için asıl zafer, istatistik kağıtlarında değil; ailesinin yüzündeki gurur ifadesinde saklıydı.

Yakın dostlarının aktardığına göre Şengün, sezon bitiminden hemen sonra mali danışmanlarıyla uzun bir toplantı yaptı. Bu toplantının ana gündemi yatırım ya da sponsorluk anlaşmaları değil, “aile hayalleri fonu” adını verdiği özel bir plan oldu. Genç yıldız, kazancının belirli bir yüzdesini ailesinin yıllardır ertelediği projelere ve aynı zamanda genç sporculara destek olacak bir vakfa aktarmaya karar verdi.
Kararını açıklarken kullandığı sözler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı: “Gençken annem benim antrenman yapabilmem için aç kalırdı ve babam yorulmadan çalışırdı… Bugün başardım. Kendim oldum. Ailemin hayallerini gerçekleştirme zamanı geldi.” Bu cümleler, sadece bir teşekkür değil; geçmişin yükünü omuzlarından indirip minnetle ileriye yürümenin ifadesiydi.
Şengün’ün bu açıklaması sosyal medyada kısa sürede milyonlarca etkileşim aldı. NBA çevreleri, genç yaşta böylesine bilinçli bir sosyal sorumluluk adımı atılmasını takdirle karşıladı. Türkiye’de ise spor yorumcuları bu hamlenin, onun karakterinin saha içindeki liderliğiyle birebir örtüştüğünü vurguladı. Ona göre başarı, tek başına zirveye çıkmak değil; zirveye çıkarken yanında kimleri yükselttiğindi.
Ancak asıl duygusal an, bu açıklamanın ailesine yüz yüze yapılmasıyla yaşandı. Şengün, ailesini küçük bir salonda topladı ve hazırladığı planı detaylarıyla anlattı. Yeni bir ev, annesinin yıllardır hayalini kurduğu kültür merkezi projesi ve babasının genç sporcular için kurmak istediği basketbol akademisi… Hepsi artık sadece bir hayal değildi.

Annesi gözyaşlarını tutamadı. O an salonda bulunanlara göre, konuşmaya başlamadan önce uzun süre sessiz kaldı. Ardından tam 21 cümlelik duygusal bir konuşma yaptı. “Biz sana hiçbir zaman zengin ol diye değil, mutlu ol diye destek olduk,” diyerek başladı. “Bizi gururlandıran attığın sayılar değil, kalbinin temizliği.” Her cümlesi geçmişten bir anı taşıyor, fedakârlıkların aslında bir karşılık beklemeden yapıldığını hatırlatıyordu.
Konuşmasının ilerleyen bölümünde, oğlunun çocukken yaşadığı zorlukları hatırlattı. Soğuk salonlarda yapılan idmanlar, uzun yolculuklar, sakatlık korkuları… “Her düştüğünde gözlerime bakardın,” dedi annesi. “Ben de sana ‘devam et’ derdim. Ama aslında sen bize devam etmeyi öğrettin.”
Salondaki atmosfer, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar yoğundu. Şengün’ün babası ise her zamanki gibi daha sessizdi; ancak gözleri her şeyi anlatıyordu. Ailenin yakın dostları, o anın sadece bir bağış açıklaması değil, bir kuşağın emeğinin sembolik taçlandırılması olduğunu söyledi.
Fakat kimsenin beklemediği olay, annenin konuşmasının ardından yaşandı. Şengün’ün annesi, oğlunun bağışlamayı planladığı miktarın bir kısmını geri çevirdiğini açıkladı. “Bu para sadece bizim değil,” dedi. “Bu ülkede senin gibi hayal kuran binlerce çocuk var.” Ardından, oğlunun oluşturduğu fonun kapsamını genişletmesini ve Anadolu’daki imkânı kısıtlı genç sporcular için burs programı başlatmasını önerdi.
Bu öneri, odadaki herkesi şaşkına çevirdi. Çünkü bağış, zaten aile için planlanmıştı. Ancak anne, fedakârlığın tek yönlü olmaması gerektiğini savundu. Şengün birkaç saniye düşündü ve ardından başını salladı. “O zaman daha büyük yapıyoruz,” dedi. Böylece proje, sadece bir aile hayalinden ulusal çapta bir spor destek programına dönüştü.

NBA’de yükselişini sürdüren Şengün’ün bu adımı, onu sadece istatistik lideri değil; toplumsal sorumluluk bilinci yüksek bir figür haline getirdi. Spor analistleri, bu hamlenin onun marka değerini artıracağını belirtse de, Şengün için bunun ticari bir karşılığı yoktu. Ona göre mesele, geçmişle barışmak ve geleceğe umut bırakmaktı.
Kulislerde konuşulanlara göre Şengün, Türkiye’de bir spor kompleksi kurma planını da gündemine aldı. Bu kompleksin içinde ücretsiz basketbol sahaları, eğitim sınıfları ve ailelere yönelik destek programları bulunacak. Projenin ilk adımı olarak, çocukluğunda antrenman yaptığı salona modern ekipman desteği sağlanacağı belirtiliyor.
Bu hikâyede gerçek olan bir şey var: Şengün’ün NBA’deki yükselişi ve ailesine duyduğu bağlılık. Ancak bugün ortaya çıkan vizyon, onun karakterinin daha derin bir yansıması olarak görülüyor. Spor dünyasında birçok yıldız kazancını lüks yatırımlara yönlendirirken, Şengün’ün önceliğini ailesine ve gençlere vermesi farklı bir anlatı oluşturdu.
Taraftarlar için bu karar, bir şampiyonluk kadar değerliydi. Çünkü başarıyı sadece skorla ölçmeyen bir anlayışın sembolüydü. Şengün’ün annesinin o 21 cümlesi, sosyal medyada alıntılanarak paylaşıldı; özellikle “Seni zengin değil, iyi bir insan olarak görmek istedik” sözü binlerce yorum aldı.
Gecenin sonunda Şengün, ailesiyle birlikte sade bir akşam yemeği yedi. Ne kameralar ne de flaşlar vardı. Sadece yılların emeği, gözyaşı ve gurur. O akşam belki bir kupa kaldırılmadı, ama başka bir zafer kutlandı: Minnetin zaferi.
Şimdi gözler yeniden NBA sezonuna çevrilmiş durumda. Ancak bir gerçek var ki, Alperen Şengün artık sadece parkede değil, hayatın içinde de liderlik ediyor. Onun hikâyesi, yeteneğin disiplinle; başarının ise vefayla anlam kazandığını hatırlatıyor. Ve belki de en önemlisi, bir annenin fedakârlığının, bir oğlun kararlılığıyla nasıl geleceğe dönüştüğünü gösteriyor.